KENDİSİNİ POLİS OLARAK TANITARAK YAPILAN DOLANDIRICILIKTA HESABA YATAN PARAYA İLİŞKİN YARGITAY ONAMA KARARI

Yargıtay 11. Ceza Dairesi

Esas No: 2021/25417

Karar No: 2024/66

İÇTİHAT METNİ

BOZMA ÜZERİNE

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2018/730 E., 2019/456 K.

SUÇ: Dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat

TEMYİZ EDENLER: Sanık ... müdafii, katılan vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.10.2013 tarihli kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

  2. Katılan vekili ve sanık ... müdafiinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

  3. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2018/730 Esas, 2019/456 Karar sayılı kararı ile sanık ...'nin dolandırıcılık suçundan beraatine, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

  1. Katılan vekili süre tutum dilekçesi ibraz etmiş, gerekçeli karar tebliğine rağmen ayrıntılı temyiz talebinde bulunmamıştır.

  2. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği özetle; yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. 10.01.2012 tarihinde katılanı cep telefonundan arayarak kendisini polis olarak tanıtan sanığın katılanı teröristlerin adına kimlik çıkartıp hat aldıkları, bu kişileri yakalayabilmeleri için telefonunu kapatmaması, geceyi otelde geçirmesi, bankada ne kadar parası varsa çekip ...'ın hesabına yatırması gerektiği talimatı verdiği, konuşma sırasında arkadan telsiz sesleri gelmesi, katılanı hakime, savcıya bağladıklarını söyleyip başka kişilerle konuşturması şeklinde hile ile kandırması ve yönlendirmesi neticesinde katılanın, sanık ...'ın hesabına para yatırmasını sağladığı eyleminin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık ...'ın mahkûmiyeti ile sanık ...'ın atfı cürüm niteliğindeki beyanı dışında sanık ...'nin suça iştirak ettiğine dair delil elde edilememesi nedeniyle sanık ...'nin beraatine dair temyize konu hükümler kurulmuştur.

  2. Sanık ... İban'ın aşamalarda alınan savunmalarında; sanık ...'ye 200.000,00 TL borç verdiğini, sanık ...'nın borcunu peyderpey ödemek üzere hesap numarası bilgilerini aldığını, hesabına yatan paranın sanık ... tarafından yatırıldığını düşünerek çektiğini ancak kimseyi dolandırmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.

  3. Sanık ... beyanında, ...'dan faizle 50.000,00 TL borç para aldığını, karşılığında çek verdiğini, henüz ödemediğini, sanık ...'den hesap numarası almadığını, hesabına para göndermediğini beyan ederek suçu inkar etmiştir.

  4. Katılan zararının giderilmediğini beyan ederek şikâyetçi olmuştur.

  5. Olayda kullanılan telefona ait iletişim tespiti bilgileri, banka dekontunun ve çek fotokopilerinin dosya içerisinde olduğu görülmüştür.

  6. Sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi açısından değerlendirme yapıldığında, suç tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin sanığın lehine olduğu ve atılı suçun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.

  7. Mahkemece, tüm dosya kapsamıyla sanık ...'ın savunmasına itibar edilmeyerek temyize konu mahkûmiyet ve sanık ...'nin suça iştirak ettiğine dair delil elde edilememesi nedeniyle sanık ... hakkında beraat hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

A) Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden;

  1. Sanığın 10.01.2012 tarihinde katılanı cep telefonundan arayarak kendisini polis olarak tanıtması nedeniyle suç tarihinin 10.01.2012 olduğu kabul edilmiş, 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B) Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü yönünden;

  1. Sanık hakkında kurulan hükmün gerekçesinde doğru yazılmakla birlikte, hüküm kısmında ismin ''...'' olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş, sanık ...'nin suça iştirak ettiğine dair sanık ...'ın atfı cürüm niteliğindeki beyanları dışında herhangi bir belge ve beyan bulunmaması nedeniyle Mahkemenin sanığın beraatine dair kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

  2. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, dosya içeriğine göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık ... müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.

Yorum Gönder

0 Yorumlar